AŞIK OLMAK VE AŞIK ETMEK!

yorumsuz
27 views

AŞIK OLMAK VE AŞIK ETMEK!

Zamanın birinde, gülleri seven bir padişahın çok mu çok güzel bir gül bahçesi varmış.
Gel gör ki, ne padişahın sevgisi, ne bahçıvanların gönülden göstermiş oldukları ilgi, ne de her seher bülbüllerin yanık yanık aşk figanları onları mutlu kılmazmış.
Adeta, kendilerine gösterilen ilgiyi duymuyor, görmüyor ve herkese küsmüş gibi, kendi dünyalarına çekilir yaşıyorlarmış.

Bir gün onca figanlarına karşılık alamayan bülbüller dayanamayıp padişaha giderek:
– Padişahim, padişahım, bizi affedenin, öylesine derin bir derdimiz var ki! ! ! Yalvarırız padişahım, derdimize bir çare
Diye şakıyınca, en az bülbüller kadar gülleri seven Padişah da bülbülleri gözaltından süzdükten sonra:
– Buyrun. Anlatın bakalım neymiş derdiniz?
Bülbüller boyunlarını eğerek, hep bir ağızdan:
-Aşığız, âşık padişahım.
Padişah güven veren bir tebessümle:
– Aşık mısınız?
Diye sorar, bülbüller gene hep birlikte:
– Evet. Padişahım, aşığız, âşık.
Diye karşılık verirler.
Padişah bu defa ciddileşerek:
– Yani derdiniz âşık olmak mıdır?
Bülbüller:
– Evet, padişahım, derdimiz âşık olmaktır ve yıllardır işi gücü bırakıp çevrelerinde döne döne figan etmemize rağmen, birazcık olsun, aşklarına karşılık görmeyen âşıklarız.
“Aşkımıza karşılık göremiyoruz” sözcüğüne Padişah üzüntüsünü belli etmeden:
– Anlatın bakalım kimmiş bunlar, sizin gibi böylesi âşıklara karşılık vermeyen taş yürekliler.
Diyerek onları teselli etmeye çalışırken, bülbüller ezile, büzüle:
– Bahçenizdeki güller padişahım, güller.
Diyerek boyunlarını büktüklerinde ise, padişah:
– Ne dediniz? Ne dediniz? Benim güller mi sizi âşık edip de, karşılık vermeyenler.
Diye hiddetlenmesine karşın, bülbüller bu defa korkarak:
-Evet padişahım. Güllerinize âşık olduk, ama onlardan hiç bir karşılık göremedik. Aşkımızdan yüreklerimiz durmak üzere. Yalvarırız Padişahim aşkımıza bir care.
Diye yeniden inlerler.

Bülbüllerin haline iyice acıyan Padişah, yardımcılarına, gidip gülleri çağırmalarını emreder.
Padişahın emri üzerine güller, gelir padişahın kabul salonuna sıralanırlar.
Padişah gülleri iyice süzdükten sonra:
– Hakkınızdan şikâyet var, denmesiyle titremeye başlayan güller:
– Aman efendim, karşınızda boynumuz kıldan incedir. Lakin nasıl olur, hiç bir suç işlemedik ki, hakkımızda şikâyet olsun. Padişah güllerin ruhunu okşayan bir ses tonuyla:
– Korkmanıza gerek yok. Bu şikâyet, öyle bildiğimiz gibi herhangi bir şikâyet değil.

Güller derin bir nefes çekerek:
– Öyleyse nasıl bir şikâyet olduğunu öğrenebilir miyiz? Padişahim. Diyerek sakinleşmeye çalışırlar.
Padişah:
– Hakkınız da aşk şikâyeti var. Anladınız mı, aşk şikâyeti.
Güller boyunlarını padişaha doğru uzatarak:
– Aşk şikâyeti mi? Diye sorarlar Padişah bir köşede büzülmüş olup biteni izleyen bülbülleri işaret ederek:
– Görüyor musunuz şu garibanları. İşte bunlar size delicesine âşık olmuşlar.
Yıllardır aşklarını ilan etmek için, her seher vakti kapınıza gelip figan etmişler. Ama sizlerden hiçbir karşılık göremeyince, bunun sebebini öğrenmem için bana gelmişler. Söyleyin bakalım sizlerde hiç mi yürek yok ki, böylesi derin bir aşk karşısında bu kadar duyarsız kalıyorsunuz?

Adeta kalpleriyle alay eden Padişahın sözleri üzerine güller:
-Af buyurun padişahım. Bizle kimsemsin tahmin edemeyeceği kadar, hassas ve aşk dolu birer
Kalp taşıyoruz. Eğer aşik etmesini bilselerdi, bizlerde onlar gibi şakırdık, şenlenirdik.
Maalesef edemediler, çünkü aşık etmek aşık olmak kadar kolay değildir.
Güllerin öylesi iç sızlatıcı sitemlerine karşı padişah, düşünceli düşünceli yerinden kalkar, bülbüllere ve oradakilere:
– Demek gönül verdiğimiz birilerine kavuşmak için, sadece aşık olmak kafi gelmiyormuş.
Aşık olmak kadar, aşık etmenin de ne kadar önemli olduğunu duydunuz değil mi…diye seslenir.

Sosyal Medyada Paylaş Whatsapp Facebook Twitter Google+

Etiketler: , , , ,
Eklenme Tarihi: 6 Nisan 2020

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın